YEREL YÖNETİMLERDE ÇOCUK

Bugünün küçükleri yarının geleceği olan çocuklarımız için hem ebeveynler olarak hem de bu konuda duyarlı bireyler olarak gerekli hassasiyeti göstermekteyiz. Metropol şehirler,  yaşam zorlukları sebebiyle biz erişkinleri bile boğuyorken ve kendimizi güvensiz hissediyorken yaşamakta olduğumuz bu şehirleri, çocuklarımız açısından çok daha iyi yaşanılır bir hale nasıl getirebiliriz?

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesinde: Çocuğun üstün yararı gereği çocukları ilgilendiren bütün eylemlerde öncelikle çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerektiğinden bahseder. Çünkü toplumun savunmasız bireyleri olan çocuklar kendi haklarını arayamazlar. Hükümetler, yerel yönetim temsilcileri, aileler bu hakları ileriye götürme ve hakların yerine getirmesi yükümlülüğünü taşımaktadır.

Çocuklar, yapıları gereği bir vericiden çok alıcı pozisyonundadır. Çocuklarımızın yaşadığı yerel yerler, karakterinin oluşmasına ve zekâsının gelişmesine büyük bir katkı sağlar.  Çevrelerinden aldıkları; eğitim, kültür, çocuğa sunulan imkânlar, davranışlar, öğreti ve görgü şekilleri çocuğun bulunduğu ortama ve sosyal hayata uyumunu sağlar. Örneğin küçük bir yerleşim yerinde sokakta güvenle oyunlar oynayabilen bir çocuğun daha mutlu bir çocukluk geçirdiği herkesçe kabul edilen bir gerçektir.

Peki, biz “Çocuk Dostu Kent” demek isterken ne demek istedik?

Büyükşehirlerde büyümek birçok yaşam zorluğunu da beraberinde

İspanya (2020)

getirmektedir. Hızlı kentleşmenin getirdiği zorlu ve sıkıntılı sonuçlar, kentsel mekâna olumsuz olarak yansımaktadır. Plansız ve çarpık kentleşme çocukların davranışlarını, tutumlarını ve gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

Çocuk Dostu Kentler:

  • Aktif biçimde genç ya da çocuk vatandaşlarının her birine yaşadıkları kent hakkında alınan kararlarda etkili olmalarını,
  • Yaşadıkları kente dair isteklerini ve fikirlerini sunabilmelerini,
  • Aile, toplum ve sosyal yaşama katılımlarını sağlamalarını,
  • Sağlıklı beslenmeleri, temiz ve sağlıklı su içmelerini ve en yüksek sağlık standartlarından yararlanabilme hakkına sahip olmalarını,
  • Eğitim, sağlık-bakım ve barınma ihtiyaçları gibi en temel gereksinimlerinin karşılanmasını, sömürü, istismar, şiddet ve kötüye kullanımdan korunmalarını,
  • Sokaklarda güvenle yürümelerini, arkadaş edinmelerini ve oyun oynayabilmelerini, hayvanlara ve bitkilere, yeşil alanlara sahip olmalarını,
  • Kirlenmemiş ve sürdürülebilir bir çevrede yaşamalarını, kültürel ve sosyal etkinliklere katılımlarını, etnik kökenine, dinine, gelirine, cinsiyetine ve engellilik gibi herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmadan her hizmete ulaşabilmelerini sağlayarak her çocuğun yaşadıkları kent içinde eşit haklara sahip birey ya da vatandaş olmalarını sağlamayı amaçlamalıdır. [1]

Dünya’dan “Çocuk Dostu Sokak” örnekleri nelerdir?

Woonerf sistemi : Hollandalı Niek De Boer, Colin Buchanan’ın trafik ve yayalarla ilgili fikrinden etkilenerek bir bahçe içinde otomobil sürüyormuş izlenimi yaratan sokaklar tasarlamıştır. Sokak trafiğinin ya da trafik hızının azaltılmasıyla sokakta çocuklar için oyun mekânlarının geliştirilmesini, dinlenme, oturma mekânlarının oluşturulmasını; böylece sokağın, çocuk için de yaşanabilir hale getirilmesini amaçlayan bir sistemdir.

Yayalar ve oyun oynayan çocuklar, sokağı tüm genişliği ile kullanabilmekte ve sosyal etkileşim sağlamaktadır. Bu uygulamanın olduğu sokakların giriş ve çıkışlarında woonerf işaretleri bulunmaktadır.

Home Zone Sistemi : “Home Zone” girişimi 1998’de çocuk gelişiminde oyunun önemi ve her çocuğun daha iyi oyun olanakları ve hizmetleri için yeterli erişime sahip olma gereksinimi bilincinin artırılması amacı ile Childrens Play Council (CPC) olarak adlandırılan organizasyon tarafından İngiltere’de başlatılmıştır. “Home Zone” sisteminin amaçları mekânda ki yaşam kalitesini arttırmak, sokakta park etme alanları, oturma alanları ve oyun alanları yaratmak ve sokakta trafik hızını azaltmak olarak özetlenebilir.

 Shared Zone Sistemi: Maksimum hız limiti her zaman 10 km/s’dir. Düşük bir hızda seyahat eden sürücüler araçlarını daha iyi kontrol edebilir ve sokağı diğer kullanıcılar ile güvenli bir şekilde paylaşabilir. Bu uygulamalar genellikle yaya ve çocuk nüfusunun daha çok olduğu konut dokusunda bulunan sokaklarda uygulanmaktadır. Çocuklar kısıtlı hareket ve kontrol yeteneği ve yetişkinlere oranla dikkat seviyelerinin daha düşük olmasından dolayı yavaşlatılmış sokaklar onlar için oldukça güvenilir olacaktır.

Walk-Buses Sistemi:“Walk-Buses” ya da “Bike-Buses” ailelerin okul ve ev arasındaki rotalarda kendi çocuklarına ya da diğer çocuklara eşlik ederek yön verdikleri ve okul ile ev arasındaki rotalar için geliştirilmiş seyahat çözümleridir. Proje sayesinde ebeveynlerin ulaşım alışkanlıkları bile değişmiştir. Daha çok aile otomobillerini kullanmaktansa otobüs duraklarına yürümekte, işe bisiklet ile gitmektedir.

Çocuk Bahçeleri: Çağdaş çocuk bahçelerinin eğitsel açıdan daha değerli oyun türlerini teşvik ettiğini göstermektedir. Çocuğun tarımla iç içe olmasını sağlayıp kendilerine ait çiçek, sebze ve meyve yetiştiriciliğini öğrenmesini doğaya ve çevreye duyarlı olmasını sağlayan alanlardır.

Seferihisar Çocuk Belediyesi: Çocukların sosyal yaşama katkısını arttırmak üzere İzmir Seferihisar’da Çocuk Belediyesi kurulmuştur. Çocuklar 2 yılda bir sandığa giderek Belediye Başkanını ve meclis üyelerini seçmektedir. Eski bir düğün salonu restore edilerek içerisinde; çok amaçlı salon, müzik odası, fotoğraf ve seramik atölyesi, proje ve faaliyet odası bulunan bina Çocuk Belediyesine tahsil edilmiştir. Çocuk Belediyesi 2011 yılından itibaren Belediye çalışmalarında karar alıcı bir mekanizma olarak doğrudan katılmakta, merkezde genç ve çocuklara yönelik birçok proje, seramik, piyano, keman, gitar, çocuk korosu, halk oyunları, satranç, resim ve tiyatro kursları aktif olarak devam etmektedir.

Özetle Yerel Yönetimlerimizde Çocuk Merkezleri kurulmalı burada çocuklar ile ilgili olmak üzere aile içi eğitim, pedogolojik ve hukuki alanlarda destek sağlanmalıdır. Çocuklarımızın dar sokaklarda trafiğe açık alanlarda oynamaları ya da mahallelerin, sokakların ve okullarının imar durumunun çocuklara uygun olarak düzenlenmemesi durumunda hem çocuğun güvenliğini tehlikeye sokmaktadır hem de çocuğun asosyal bir çocuk olmasına sebebiyet vermektedir. Şöyle ki parklarda ki oyuncaklar bile çoğu zaman yetersiz olabilmektedir, oyuncaklar çocuğun zekâsını geliştirici nitelikte, sağlığa uygun olmalı ve çocuğun güvenliğini sağlamalıdır.

“ÇOCUKLARI SAĞLIKLI VE BİLGİLİ YETİŞTİRİLMEYEN ULUSLAR, TEMELİ ÇÜRÜK BİNALAR GİBİ ÇABUK YIKILIR.”

“BUGÜNÜN ÇOCUĞUNU YARININ BÜYÜĞÜ OLARAK YETİŞTİRMEK HEPİMİZİN İNSANLIK GÖREVİDİR.”

M.KEMAL ATATÜRK

[1] Unicef, 2004; Tandoğan, 2014

Leave a Comment